|
isa'nın meshederek dirilttiği ölüydüm hekimin yaşamından umudunu kestiği. alacağım her nefes mucizeye kalınca, musa asası gibi dokunur derin gözler yüreğim, ortasından yarılan bahr-ı ahmer secdeye alnı değer öyle bir an ramses'in duyulunca gaipten kulağa dolan sesin. yıldızlar arasında görünürken gözüme tüm yıldızlardan parlak sabaha dek gözlerin… isa'nın meshederek dirilttiği ölüydüm süleyman'ın dünyaya sığmaz saltanatında, iskender'in hindistan seferinde aldığı en değerli taşlardı parıldayan gözlerin. bakışında gezinir aşkın yumuşaklığı sıra sıra dizilir okçu gözkapakların asil savunmasında bir ilk çağ kalesinin geride kahverengi sonu gelmez bir dehliz mehtabın suya düşmüş aksi gibi… bir gece karartılan sularda bir yakamoz gözlerin süleyman'ın dünyaya sığmaz saltanatında, iskender'in hindistan seferinde aldığı en değerli taşlardı parıldayan gözlerin. bir sevdalı gibiyim tanrıların katından sorgusuz sualsizce eziyetle kovulan, göklerden yeryüzüne ateşi indirirken kaf dağı’nın ardında zincirlere bağlanan, zeus'un bitmez zulmü, hades'in cehennemi yerin iki yüzünde mitolojik tanrılar eziyetinde yüzüp bakışlarına dalan, aşk ateşi uğruna her bir zulme katlanan, promete gibiydim… ateşim gözlerinde mecusi rahibinin ateşli ayininde iki kıvılcım gibi derinleşir gözlerin… her gece ciğerleri bir kartala yem olan bir sevdalı gibiyim tanrıların katından sorgusuz sualsizce eziyetle kovulan. alev halkalarında tutuşurken ibrahim gözlerinin semada parıldayan aksine dokunmak istedikçe suya değer ellerim birkaç damla gözyaşı takılır ellerime ateşinde yandığım, kül olduğum gözlerin kimsenin bilmediği bir benim keşfettiğim en değerli parçası karun hazinesinin ateşinde yandığım kül olduğum gözlerin… Yorum yazınız (1 Yorum) |